İzmir ceza yargılaması, ülkenin geri kalanında olduğu gibi Ceza Muhakemesi Kanunu’na (CMK) göre iki evrede yürür. Önce Cumhuriyet savcısının yönettiği soruşturma gelir, iddianame mahkemece kabul edilirse kovuşturma başlar. Davaya hangi mahkemenin bakacağı ise suçun cezasına ve işlendiği yere göre belirlenir.
İçindekiler
Bu yazı, ihbardan kesinleşmeye kadar ceza dosyasının izlediği yolu sırasıyla anlatıyor. Gözaltı süreleri, zorunlu müdafi, uzlaştırma ve kanun yolu süreleri yürürlükteki CMK metnine göre verilmiştir.
İzmir Ceza Yargılamasında Soruşturma ve Kovuşturma Evreleri
Kanun iki evreyi açıkça ayırır. Soruşturma, suç şüphesinin yetkili mercilerce öğrenilmesinden iddianamenin kabulüne kadar geçen dönemdir. Kovuşturma ise iddianamenin kabulüyle başlar ve hükmün kesinleşmesine kadar sürer.[1]
Bu ayrım kişinin sıfatını da değiştirir. Soruşturmada suç şüphesi altındaki kişiye şüpheli, kovuşturmada ise sanık denir.
İzmir ceza yargılamasında dosya çoğunlukla bir ihbar ya da şikayetle açılır. Suça ilişkin ihbar veya şikayet Cumhuriyet Başsavcılığına ya da kolluğa yapılabilir. Valiliğe, kaymakamlığa veya mahkemeye verilen dilekçe de ilgili başsavcılığa gönderilir.
Savcı, bir suçun işlendiği izlenimini veren durumu öğrenir öğrenmez işin gerçeğini araştırmaya başlar. Bu araştırmada yalnız şüphelinin aleyhine değil, lehine olan deliller de toplanır. İfade alma, bilirkişi incelemesi ve kamera kayıtlarının istenmesi gibi işlemler bu evrede yapılır.
| Evre | Yürüten | Olası sonuç |
|---|---|---|
| Soruşturma | Cumhuriyet savcısı | İddianame ya da kovuşturmaya yer olmadığı kararı |
| İddianamenin incelenmesi | Mahkeme | Kabul ya da iade |
| Kovuşturma | Mahkeme | Hüküm |
| Kanun yolu | Bölge adliye mahkemesi, Yargıtay | Onama, bozma ya da yeniden hüküm |
Soruşturma sonunda toplanan deliller suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa savcı iddianame düzenler. Yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilemezse ya da kovuşturma olanağı yoksa kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.
Mahkeme, iddianame ve evrak kendisine verildikten sonra on beş gün içinde dosyayı inceler. Kanuna aykırı düzenlenen ya da suçun sübutuna doğrudan etki edecek mevcut bir delil toplanmadan hazırlanan iddianameyi eksikleri göstererek savcılığa iade eder.[2]
İddianame kabul edilince mahkeme duruşma gününü belirler ve duruşmada hazır bulunması gereken kişileri çağırır. İzmir ceza yargılaması bakımından bu aşamadan sonra dosya artık başsavcılıkta değil, görevli ceza mahkemesinde yürür. Tanık dinleme, sanığın sorgusu ve esas hakkındaki mütalaa bu evrede yer alır.
İzmir Adliyesi, Mülhakat Adliyeleri ve Başsavcılık
İzmir Adliyesi’nin resmi sitesinde Cumhuriyet Başsavcılığı birimleri, ana bina ve ek hizmet binaları ayrı ayrı gösterilir. Ek binalar arasında bölge adliye mahkemesi için bir ek hizmet binası ile Halkapınar Ek Hizmet Binası da yer alır.
Aynı sitede İzmir Adliyesi’ne bağlı mülhakat adliyeleri olarak Kemalpaşa, Menderes, Seferihisar ve Urla adliyeleri sayılır. Güncel liste ve bina bilgisi İzmir Adliyesi’nin mülhakat adliyeleri sayfasından görülebilir.
Dosyanın hangi adliyede görüleceği kural olarak suçun işlendiği yere göre belirlenir (CMK m.12/1). Büyükşehir belediyesi bulunan illerde ceza mahkemelerinin yargı çevresini, Adalet Bakanlığının önerisi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu belirler.
Bilgiİzmir Adliyesi’nin sitesinde “Adliyemiz” başlığı altında Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü ile çocuk görüşme odaları ayrıca gösterilir.
Asliye Ceza mı Ağır Ceza mı? Görevli Mahkeme Nasıl Belirlenir?
Görev kuralları 5235 sayılı Kanunda yer alır. Ağır ceza mahkemesi, ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara bakar. Bunlara ek olarak yağma, irtikap, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği ve hileli iflas gibi kanunda tek tek sayılan suçlar da ağır cezada görülür.
Nitelikli dolandırıcılık ise 7571 sayılı Kanunla bu listeden çıkarıldı. Asliye ceza mahkemesi, sulh ceza hakimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan bütün dava ve işlere bakar. Sulh ceza hakimliği ise soruşturma sırasında hakimin vermesi gereken kararları, örneğin tutuklama kararını, verir.[3]
| Merci | Görev alanı |
|---|---|
| Sulh ceza hakimliği | Soruşturmadaki hakim kararları ve bunlara itirazlar |
| Asliye ceza mahkemesi | Diğer mercilerin görevi dışında kalan davalar |
| Ağır ceza mahkemesi | On yıldan fazla hapis gerektiren ve kanunda sayılan suçlar |
Görev belirlenirken ağırlaştırıcı ya da hafifletici nedenlere bakılmaz. Ölçü, kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırıdır. Bu nedenle aynı olayda farklı nitelendirme, dosyanın asliye cezadan ağır cezaya gönderilmesine yol açabilir.
Ceza dosyası ile hukuk davası aynı olaydan doğabilir. Sahte bir vekaletnameyle yapılan tapu devrinde sahtecilik iddiası ceza mahkemesinde yargılanır, görevli mahkeme suçun nitelendirilmesine göre belirlenir. Taşınmazın geri alınması ise hukuk mahkemesinde açılan tapu iptali ve tescil davası ile istenir.
İfade, Gözaltı ve Şüphelinin Hakları
Yakalanan kişi savcılıkça serbest bırakılmazsa gözaltına alınabilir. Gözaltı süresi, en yakın hakime gönderilme için zorunlu süre hariç, yakalama anından itibaren yirmi dört saati geçemez. Bu gönderme süresi de on iki saatten fazla olamaz.
Toplu olarak işlenen suçlarda savcı, gözaltı süresinin her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatılmasına yazılı emir verebilir. Uzatma emri gözaltındaki kişiye derhal bildirilir.
İfade alınırken veya sorgu yapılırken şüpheliye bazı hakları mutlaka bildirilir.
- Kendisine yüklenen suç anlatılır.
- Müdafi seçme hakkı ve müdafiin ifadede hazır bulunabileceği söylenir.
- Yakınlarından istediğine yakalandığı derhal bildirilir.
- Suçlama hakkında açıklama yapmama hakkı olduğu hatırlatılır.
- Şüpheden kurtulmak için somut delillerin toplanmasını isteyebileceği bildirilir.
Kötü davranma, işkence, aldatma, cebir veya tehdit gibi yasak usullerle alınan ifade, rızayla verilmiş olsa da delil olarak değerlendirilemez. Müdafi hazır bulunmadan kollukça alınan ifade de hakim ya da mahkeme önünde doğrulanmadıkça hükme esas alınamaz.[4]

Zorunlu Müdafi: CMK m.150 Ne Zaman Uygulanır?
Şüpheli veya sanıktan önce kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Müdafi seçebilecek durumda olmadığını söylerse, istemi halinde ona bir müdafi görevlendirilir.
Bazı hallerde ise istem bile aranmaz. Müdafii olmayan şüpheli ya da sanık çocuksa, kendini savunamayacak derecede malulse ya da sağır ve dilsizse müdafi kendiliğinden görevlendirilir. Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda da aynı kural uygulanır.
- Tutuklama istendiğinde şüpheli ya da sanık, seçtiği ya da baronun görevlendirdiği bir müdafiin yardımından yararlanır.
- Zorunlu müdafi, soruşturmada ifadeyi alan mercinin, kovuşturmada mahkemenin istemi üzerine baro tarafından görevlendirilir.
- Zorunlu müdafilik hallerinde müdafiin duruşmada hazır bulunması şarttır.
Kişinin kendi seçtiği bir İzmir ceza avukatı yoksa görevlendirme, soruşturmanın ya da kovuşturmanın yapıldığı yer barosunca yapılır.[5] Yargıtay, alt sınırın hesabında suçun nitelikli hallerinin de gözetileceğini ve bu kurala aykırılığın hükmü bozduğunu kabul eder.
“iddia veya yargılamaya konu suçun cezasının alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde zorunlu müdafilik uygulama alanı bulacak ve bu durumda şüpheli veya sanığın yanında avukat bulunmaksızın yapılan tasarruflar hukuka aykırı kabul edilecektir.”
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, E.2022/2165, K.2024/5185, 04.04.2024 (bozma, oybirliği)
Tutuklama ve Adli Kontrol Kararları
Tutuklama için kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller ve bir tutuklama nedeni birlikte bulunmalıdır. Kaçma şüphesi ile delilleri karartma ya da tanık üzerinde baskı girişimi tipik tutuklama nedenleridir. Tutuklama, işin önemi ve beklenen cezayla ölçülü değilse verilemez.
Soruşturmada tutuklamaya savcının istemiyle sulh ceza hakimi, kovuşturmada mahkeme karar verir. Tutuklama nedenleri bulunsa bile hakim, tutuklama yerine adli kontrol tedbirine başvurabilir.[6]
- Yurt dışına çıkamamak.
- Hakimin belirlediği yerlere, belirtilen sürelerde düzenli olarak başvurmak.
- Taşıt kullanamamak ve gerektiğinde sürücü belgesini teslim etmek.
NotTutuklama ve adli kontrol kararlarına karşı başvuru yolları, süreleri ve tutukluluk süresinin sınırları bu yazının kapsamı dışındadır.
Uzlaştırma Hangi Suçlarda Önce Denenir?
Bazı suçlarda dava açılmadan önce şüpheli ile mağdurun uzlaştırılması denenir. Soruşturulması ve kovuşturulması şikayete bağlı suçlar bu kapsamdadır. Şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın kanunda tek tek sayılan bazı suçlar da uzlaştırmaya tabidir.[7]
- Taksirle yaralama, örneğin bir iş kazası sonrası açılan soruşturma.
- Basit tehdit, örneğin işyerinde mobbing sırasında söylenen sözler.
- Konut dokunulmazlığının ihlali.
- Hırsızlık ve dolandırıcılığın kanunda gösterilen halleri.
Uzlaştırmaya tabi olduğu dosyadan açıkça anlaşılan bir işte bu yol uygulanmadan iddianame düzenlenirse mahkeme iddianameyi iade eder. Ceza uzlaştırması, hukuk uyuşmazlıklarındaki arabuluculuk başvurusundan farklı bir kurumdur.
Aynı olay birden fazla yargı yolunu harekete geçirebilir. Eşler arasındaki tehdit ya da yaralama iddiası ceza soruşturmasına konu olurken, aile mahkemesinde görülen boşanma davasında da delil olarak ileri sürülebilir.
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kısaca
Kovuşturmanın sonunda mahkeme beraat, mahkumiyet ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi kararlar verebilir. Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezasıysa ve kanundaki diğer şartlar varsa mahkeme hükmü açıklamayabilir.
Bu durumda sanık beş yıllık denetim süresine girer. Süre kasten yeni suç işlenmeden ve yükümlülüklere uyularak geçerse dava düşer.
Sanığın kabulü şartı 2024’te kaldırılmış, karara karşı kanun yolu da itirazdan istinafa dönüşmüştür. Ayrıntılar HAGB şartları ve denetim süresi yazısında anlatılıyor.
İstinaf ve Temyiz Süreleri Ne Kadar?
İlk derece mahkemelerinin hükümlerine karşı bölge adliye mahkemesine istinaf yoluyla başvurulur. On beş yıl ve daha fazla hapis cezalarına ilişkin hükümler ise bölge adliye mahkemesince kendiliğinden incelenir. Kanunda kesin olduğu yazılı hükümler ve belli bir sınırın altındaki adli para cezaları istinafa götürülemez.
7499 sayılı Kanunla süreler değişti. 1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda istinaf ve temyiz süresi, hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır. Başvuru, hükmü veren mahkemeye dilekçe verilerek ya da zabıt katibine beyanda bulunularak yapılır.[8]
| Kanun yolu | Merci | Süre |
|---|---|---|
| İstinaf | Bölge adliye mahkemesi | Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta |
| Temyiz | Yargıtay | Gerekçeli hükmün tebliğinden itibaren iki hafta |
Bölge adliye mahkemesinin bozma dışındaki hükümleri kural olarak temyiz edilebilir. Ancak ilk derece mahkemesinin verdiği beş yıl veya daha az hapis cezasına karşı istinaf başvurusunu esastan reddeden kararlar gibi bazı kararlar kesindir. Madde metinleri Ceza Muhakemesi Kanunu sayfasında okunabilir.
UyarıSüre, kararın açıklandığı gün değil gerekçeli hükmün tebliği ile başlar. Bu nedenle başvurunun süresinde sayılması için tebliğ tarihinin doğru tespiti belirleyicidir.

İzmir Ceza Yargılaması Hakkında Sık Sorulan Sorular
Ceza davası hangi adliyede görülür?
Kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesi yetkilidir. İzmir’de büyükşehir sınırları içindeki ceza mahkemelerinin yargı çevresini Hakimler ve Savcılar Kurulu belirler.
Ağır ceza mahkemesi hangi davalara bakar?
Ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve on yıldan fazla hapis gerektiren suçlarla yağma, irtikap, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği gibi kanunda sayılan suçlara bakar.
Gözaltı süresi ne kadardır?
Kural olarak yakalama anından itibaren yirmi dört saattir. Toplu suçlarda savcı bu süreyi her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün süreyle uzatabilir.
Zorunlu müdafi kimlere atanır?
Çocuklara, kendini savunamayacak derecede malul olanlara, sağır ve dilsizlere ve alt sınırı beş yıldan fazla hapis gerektiren suçlarda istem aranmaksızın baro tarafından atanır.
İstinaf süresi kaç gündür?
1 Haziran 2024 ve sonrasında verilen kararlarda hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğinden itibaren iki haftadır.
Uzlaşma sağlanırsa ne olur?
Şüpheli edimini bir defada yerine getirirse kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edim taksitle ya da ileri tarihte yerine getirilecekse kamu davasının açılması ertelenir. Uzlaştırma sonuçsuz kalırsa aynı işte tekrar uzlaştırmaya gidilemez.
Kaynaklar
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.2/1-e, m.2/1-f ve m.175/1. ↩
- CMK m.158/1-2, m.160/1-2, m.170/2, m.172/1 ve m.174/1. ↩
- 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m.10, m.11, m.12 ve m.14. ↩
- CMK m.91/1, m.91/3, m.147/1, m.148/3 ve m.148/4. ↩
- CMK m.150/1-3, m.101/3, m.156 ve m.188/1. ↩
- CMK m.100/1-2, m.101/1 ve m.109/1-3. ↩
- CMK m.253/1 (mevzuat.gov.tr metni, son değişiklik 2026). ↩
- CMK m.272/1, m.272/3, m.273/1, m.286 ve m.291/1 ile 7499 sayılı Kanunla eklenen CMK geçici m.6/1-c. ↩