İş kazası, sigortalının işyerinde bulunduğu sırada, işveren adına yürüttüğü iş nedeniyle ya da işverenin sağladığı servisle işe gidip gelirken yaşadığı ve onu hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olaydır. İşveren kazayı kolluğa derhal, SGK’ya ise kazadan sonraki 3 iş günü içinde bildirmek zorundadır. Kaza geçiren işçi SGK’dan ödenek, gelir veya aylık alır, işverenden de kusuru oranında maddi ve manevi tazminat isteyebilir.

İzmir’de bir fabrikada, şantiyede ya da serviste kaza geçiren çalışanın ilk soruları genellikle benzerdir. Ne yapmalıyım, hangi belgeleri saklamalıyım, işveren bildirmezse ne olur? Cevapların büyük kısmı ilk günlerde atılan adımlara ve doğru toplanmış belgelere bağlıdır.

İş Kazası Sayılan Haller

Bir olayın iş kazası sayılması için kazazedenin sigortalı olması ve olayın kanunda sayılan hallerden birinde gerçekleşmesi gerekir. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu bu halleri 13. maddede sınırlı olarak sayar[1].

Birinci grupta sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ve işverenin yürüttüğü iş nedeniyle yaşanan kazalar yer alır. İkinci grupta işçinin görevli olarak işyeri dışına gönderildiği sırada, asıl işini yapmadan geçirdiği zamanlardaki kazalar bulunur. Emziren kadın sigortalının süt izni sırasında ve işçinin işverenin sağladığı taşıtla işe gidip gelirken yaşadığı kazalar da iş kazasıdır.

İş kazası niteliği için işverenin kusurlu olması aranmaz. Kusur, SGK haklarını değil, işverenden istenecek tazminatın miktarını belirler.

İşyerinde Mesai Dışında Yaşanan Kaza

Kanunun ilk bendi “işyerinde bulunduğu sırada” ifadesini kullanır ve saat sınırı koymaz. Mola, yemek arası ya da mesai bitimindeki hazırlık sırasında işyerinde yaşanan kaza bu nedenle aynı bent içinde değerlendirilir.

İşyerinin sınırı da yalnızca üretim alanı değildir. İş Kanunu yemek, dinlenme, yıkanma ve eğitim yerleri ile avlu gibi eklentileri ve araçları da işyerinden sayar.

Servis Aracıyla Gidiş Gelişte Yaşanan Kaza

İşverenin sağladığı serviste yaşanan trafik kazası iş kazasıdır. Tartışma çoğunlukla servise binmeden önceki ya da indikten sonraki anlarda çıkar ve sonuç olayın ayrıntısına göre değişir.

Hukuk Genel Kurulu, yolda arızalanan servisten inen ve işverenin yeni araç göndereceğini bildirmesine rağmen bankamatiğe yürürken araç çarpan işçinin kazasını iş kazası saymadı. Kararın gerekçesinden ilgili bölüm şöyledir (Yargıtay HGK, E.2019/389, K.2020/120, 11.02.2020).

Bu durumda sigortalının işverenin yeni servis göndereceğini bildirmesine rağmen kendi iradesi ile işverenin hakimiyet alanı olarak kabul edilen servis noktasından ayrıldığı ve para çekmek amacıyla yürürken trafik kazasının yaşandığı hususları değerlendirildiğinde, yaşanan trafik kazasının iş kazası olarak kabul edilmesi usul ve yasaya uygun değildir.

Sınırın öbür tarafında farklı bir sonuç var. Servis durağına yürüyen işçiye, üçüncü kişinin çarptığı servis aracının savrularak çarptığı olayda ilk derece mahkemesi iş kazası tespiti yaptı ve Yargıtay 10. Hukuk Dairesi bu kararı onadı (E.2024/14805, K.2025/3446, 06.03.2025).

Not: Servisle ilgili kazalarda servis güzergahı, durak yeri ve tanık anlatımı belirleyicidir. Bu bilgiler kazadan hemen sonra yazılı hale getirilmelidir.

Meslek Hastalığından Farkı

Meslek hastalığı anlık bir olaydan değil, işin niteliğinden ya da yürütüm şartlarından kaynaklanan tekrarlanan bir sebepten doğar. Hastalığın mesleki olduğunu SGK Sağlık Kurulu tespit eder. İşveren meslek hastalığını öğrendiği günden itibaren 3 iş günü içinde bildirir.

İş Kazasından Sonraki İlk Üç Günde Yapılacaklar

İlk üç gün, hem işverenin SGK’ya bildirim süresini hem de delillerin en taze olduğu dönemi kapsar. Bu dönemde atılan şu adımlar, sonradan açılacak tespit veya tazminat davasında ispatı kolaylaştırır.

İş kazası sonrası ilk üç gün: tedavi ve rapor, kolluk ifadesi, delil ve tanık, SGK bildiriminin kontrolü

İlk üç günde atılan adımlar sonradan ispatı kolaylaştırır.

  1. Tedavi ve kayıt. Acil serviste yaralanmanın iş sırasında olduğu açıkça söylenir, rapor ve epikriz istenir.
  2. Kolluk ifadesi. Olay yerine gelen polis veya jandarmaya kazanın oluşu makine ayrıntısıyla anlatılır, tutanak imzalanmadan önce okunur.
  3. Delil ve tanık. Olay yerinin ve makinenin fotoğrafı çekilir, kazayı gören iş arkadaşlarının adı ve telefonu not edilir.
  4. Bildirimin kontrolü. Üçüncü iş gününden sonra bildirimin yapılıp yapılmadığı sorulur, yapılmadıysa SGK’ya yazılı başvuru yapılır.

Uyarı: Kazayı “evde düştü” ya da “işyeri dışında oldu” diye anlatma yönündeki telkinlere uyulmamalıdır. Gerçeğe aykırı ilk beyan dava hakkını ortadan kaldırmaz, ama ispatı uzatır.

Toplanması Gereken Belgeler ve Deliller

Tespit ve tazminat davasında olayın nasıl geçtiğini çoğunlukla belgeler anlatır. Kazadan sonraki ilk haftalarda bu belgelerin asılları ya da örnekleri tek bir dosyada toplanmalıdır.

Sağlık belgeleri ilk sıradadır. Acil servis kaydı, epikriz, istirahat raporları, kontrol muayeneleri ve tedavi faturaları saklanır, ilaç ve ulaşım masraflarının fişleri de atılmaz.

Kazanın nasıl olduğunu ise kolluk tutanağı ve ifadeler gösterir. Varsa savcılık soruşturma numarası, işverenin tuttuğu iş kazası tutanağı ve SGK’ya verilen bildirimin örneği de bu dosyaya eklenir.

Tazminat hesabında en çok aranan belge ücret kaydıdır. Bordrolar ve banka dökümleri saklanır, iş güvenliği eğitimi ile koruyucu donanım teslimine ilişkin imzalı kağıtların örneği istenir. Bordrodaki ücret gerçeği yansıtmıyorsa banka kayıtları ve tanıklar, emsal ücret araştırmasıyla birlikte değerlendirilir.

İş Kazasının SGK’ya Bildirimi

Bildirim yükümlülüğü işverenindir. İşveren kazayı o yerin kolluk kuvvetlerine derhal, SGK’ya ise iş kazası ve meslek hastalığı bildirgesiyle en geç kazadan sonraki üç iş günü içinde bildirir. Kaza işverenin kontrolü dışındaki bir yerde olduysa süre, işverenin kazayı öğrendiği tarihten başlar.

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu aynı üç iş günü süresini tekrarlar ve kazazedeye bakan sağlık kuruluşuna da ayrı bir görev verir. Hastane kendisine gelen iş kazasını en geç 10 gün içinde SGK’ya bildirir[2].

Önemli: İşverenin bildirim yapmaması işçinin SGK haklarını ortadan kaldırmaz, gecikmenin mali sonucu işverene yüklenir.

Bildirim Yapılmamasının İşverene Sonuçları

Süresinde bildirim yapmayan işverene SGK idari para cezası verir. Cezanın taban tutarı 6331 sayılı Kanunun 26. maddesinde yazılıdır ve işyerindeki çalışan sayısı ile tehlike sınıfına göre yüzde 200’e kadar artırılır. Tutar her takvim yılı başında Kabahatler Kanunu uyarınca yeniden değerleme oranıyla güncellendiğinden, eski yıllara ait rakamlar bugünkü cezayı göstermez.

İkinci sonuç ödenekle ilgilidir. Bildirim tarihine kadar işçiye ödenen geçici iş göremezlik ödeneği SGK tarafından işverenden tahsil edilir. Kaza işverenin kastından ya da iş güvenliği mevzuatına aykırılıktan doğduysa SGK, bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerini de rücu yoluyla işverenden ister.

İşveren Bildirmediyse İşçinin İzleyeceği Yol

Kazadan sonra işyerinde gerginlik yaşanması anlaşılır bir kaygıdır, fakat SGK’ya başvurmak için işverenin onayı gerekmez. Kazanın tarihini ve oluşunu anlatan bir dilekçe, sağlık raporu ve tutanak örnekleriyle birlikte SGK il müdürlüğüne ya da bağlı sosyal güvenlik merkezine verilir veya taahhütlü postayla gönderilir.

SGK olayı iş kazası saymazsa, işçi SGK ve işverene karşı iş mahkemesinde iş kazasının tespiti davası açar. Bu dava için de arabulucuya başvurma şartı yoktur.

SGK’nın Sağladığı Ödenek, Gelir ve Aylıklar

SGK’nın ödemeleri işverenin kusuruna bakmaz. Sigortalı geçici olarak çalışamıyorsa ödenek, kalıcı kayıp varsa gelir, kayıp ağırsa malullük aylığı gündeme gelir.

İş kazasında SGK hakları: geçici iş göremezlik ödeneği, sürekli iş göremezlik geliri, malullük aylığı ve ölüm geliri

SGK ödemeleri işverenin kusurundan bağımsızdır.

Geçici İş Göremezlik Ödeneği

Rapor parası olarak bilinen bu ödenek, SGK’nın yetkilendirdiği hekim veya sağlık kurulundan istirahat raporu alınan her gün için ödenir. İş kazasında, hastalıktan farklı olarak prim gün şartı aranmaz.

Ödenek, günlük kazancın yatarak tedavide yarısı, ayakta tedavide üçte ikisi kadardır. Toplu iş sözleşmesi olan işyerlerinde ve kamu işverenlerinde ödenek işveren tarafından SGK adına ödenip sonradan mahsup edilebilir.

Sürekli İş Göremezlik Geliri ve Yüzde 10 Eşiği

5510 sayılı Kanunun 19. maddesine göre tedavi sonunda meslekte kazanma gücü en az yüzde 10 azalan işçiye sürekli iş göremezlik geliri bağlanır[3]. Oranı, yetkili hastanelerin sağlık kurulu raporlarına dayanarak SGK Sağlık Kurulu belirler.

Tam iş göremezlikte gelir, aylık kazancın yüzde 70’i oranındadır. Kısmi iş göremezlikte bu tutar kayıp oranıyla çarpılır, yüzde 20 kayıpta tam gelirin yüzde 20’si ödenir. Başkasının sürekli bakımına muhtaç sigortalıda oran yüzde 100 olarak uygulanır.

Malullük Aylığı Şartları

İş kazası sonucu meslekte kazanma gücünün en az yüzde 60’ı kaybedildiğinde sigortalı malul sayılır. Malullük aylığı için ayrıca en az 10 yıllık sigortalılık ve 1800 gün prim gerekir, başkasının sürekli bakımına muhtaç olanlarda 10 yıl şartı aranmaz.

Aylık, işçi çalıştığı işten ayrıldıktan sonra SGK’ya yazılı başvuru üzerine bağlanır. İnternette dolaşan “yüzde 40’ta 20 yıl, yüzde 80’de 15 yıl” gibi tablolar malullük aylığının bugünkü şartlarını göstermez.

Ölüm Halinde Hak Sahiplerine Bağlanan Gelir

Kaza ölümle sonuçlanırsa hak sahiplerine, ölen sigortalının aylık kazancının yüzde 70’i esas alınarak gelir bağlanır. Gelir eş, çocuklar ve şartları varsa anne baba arasında kanundaki paylara göre dağıtılır, ayrıca cenaze ödeneği verilir.

Maluliyet Oranının Tespiti ve İtiraz Yolu

Maluliyet oranı hem SGK gelirinin hem tazminatın ölçüsüdür, bu yüzden ilk karar dikkatle okunmalıdır. Süreç SGK’nın yetkilendirdiği bir hastaneden alınan sağlık kurulu raporuyla başlar ve SGK Sağlık Kurulu bu rapora ve tıbbi belgelere bakarak oranı belirler.

Kurum kararına itiraz edilirse dosyayı Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu inceler. Bu sonuç da kabul edilmezse iş mahkemesinde maluliyet oranının tespiti davası açılır, mahkeme bu davalarda çoğunlukla Adli Tıp Kurumundan görüş alır.

Oran sonradan artabilir veya azalabilir. Sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış sigortalı yeniden tedavi görürse kayıp oranı sağlık kurulu raporlarıyla yeniden tespit edilir.

İşverenin Sorumluluğu ve Kusur Oranı

İşveren, iş sağlığı ve güvenliği için gerekli her önlemi almak ve araç gereci eksiksiz bulundurmakla yükümlüdür. Türk Borçlar Kanununun 417. maddesine göre işçinin ölümü veya vücut bütünlüğünün zedelenmesinden doğan zarar, sözleşmeye aykırılık hükümlerine göre tazmin edilir. Risk değerlendirmesi ve eğitim yükümlülükleri ise 6331 sayılı Kanunun 4. maddesinde sayılır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, iş kazasında işverenin hukuki sorumluluğunun kusura dayandığını belirtir. Kusur oranlarını mahkemenin atadığı iş güvenliği bilirkişisi belirler ve sorumluluk bu oranlara göre paylaştırılır.

İşçiye de kusur verilebilir, bu durumda tazminat işçinin kusuru oranında azalır. İşverene düşük oranda kusur verilmesi tazminat hakkını ortadan kaldırmaz, işveren o oran kadar sorumlu olur. Taşeron işçisinin kazasında asıl işveren alt işveren (taşeron) ilişkisi nedeniyle asıl işverenin birlikte sorumluluğu da gündeme gelir.

Kazadan Sonra İşten Çıkarılma

Kaza nedeniyle uzun süre çalışamayan işçinin sözleşmesini işveren hemen feshedemez. Bildirimsiz fesih hakkı, devamsızlığın işçinin kıdemine göre belirlenen ihbar süresini altı hafta aşmasından sonra doğar. Bu fesihte, şartları varsa kıdem tazminatı ödenir.

Süre dolmadan yapılan ya da kazayı bahane eden fesih için iş güvencesi kapsamındaki işçi işe iade davası yoluna gidebilir. Bu yolda fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay içinde arabulucuya başvurmak şarttır.

İş Kazası Tazminatı Kalemleri

SGK’nın ödediği tutarlar işçinin bütün zararını karşılamaz, kalan kısım işverenden istenir. Türk Borçlar Kanunu bedensel zararı tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılması olarak sayar[4].

Raporlu dönemde ödenekle karşılanmayan ücret kaybı da maddi tazminat içinde istenir. Ölüm halinde cenaze giderleri ile ölenin desteğinden yoksun kalanların kaybı, yani destekten yoksun kalma tazminatı gündeme gelir.

Manevi tazminat, bedensel bütünlüğü zedelenen işçiye hakimin olayın özelliklerine göre takdir ettiği bir para olarak ödenir. Ağır bedensel zarar veya ölümde işçinin yakınları da manevi tazminat isteyebilir.

İş Kazası Tazminatının Hesap Mantığı

Maddi tazminatı aktüer bilirkişi hesaplar ve her dosyada rakam farklıdır. Yöntemin ana hatları Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin kararlarında belirlidir (E.2021/5965, K.2022/10869, 20.09.2022).

İş kazası tazminatı hesap mantığı: TRH 2010 bakiye ömür, 60 yaşa kadar aktif dönem, pasif dönem ve indirimler

Hesap bakiye ömürle başlar, kusur ve SGK geliriyle biter.

Hesap, işçinin kaza tarihindeki yaşına göre TRH 2010 yaşam tablosundan bulunan bakiye ömürle başlar. İşçi 60 yaşına kadar aktif dönemde sayılır ve bu dönemde gerçek net ücreti üzerinden kazanç kaybı hesaplanır. 60 yaş sonrası pasif dönem asgari ücret üzerinden hesaplanır, fakat kural olarak yalnızca kayıp oranı yüzde 60 ve üzerindeyse hesaba girer.

Bulunan toplam zarar önce işçinin kusuru oranında, sonra maluliyet oranıyla indirilir. Son olarak SGK’nın bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değerinin rücuya tabi kısmı düşülür, aynı zarar iki kez ödenmez.

Örnekle düşünülürse, yüzde 30 maluliyeti olan ve kendisine yüzde 20 kusur verilen işçinin toplam kazanç kaybı önce yüzde 80’e, sonra yüzde 30’a indirilir. Kalan tutardan, SGK gelirinin peşin sermaye değerinden işverenin kusuruna düşen kısım çıkarılır. Eski yazılarda geçen “PMF tablosu ve 70 yaş” hesabı bugün Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin aradığı yöntem değildir.

Dava Süreci, Arabuluculuk ve Yetkili Mahkeme

İş kazasından doğan tazminat davası iş mahkemesinde görülür. İş mahkemesi kurulmamış yerlerde aynı davaya asliye hukuk mahkemesi iş mahkemesi usulüyle bakar.

Arabuluculuk iş davalarının çoğunda dava şartıdır, fakat İş Mahkemeleri Kanunu iş kazası ve meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat, tespit, itiraz ve rücu davalarını bu kuralın dışında tutar[5]. Tazminat davası bu yüzden doğrudan mahkemede açılır.

Bilgi: Kazadan sonra işten çıkarılan işçinin kıdem ve ihbar gibi işçilik alacakları için arabuluculuk şartı devam eder. Aynı uyuşmazlıkta iki ayrı yol izlemek gerekebilir.

Yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri ve işin yapıldığı yer mahkemesidir. İş kazasında bunlara kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile işçinin yerleşim yeri mahkemesi de eklenir. İzmir’de oturan bir işçi, başka bir ildeki şantiyede geçirdiği kaza için davasını İzmir’deki iş mahkemesinde açabilir.

Zamanaşımı ve Süreler Tablosu

İşverene karşı açılacak tazminat davasında süre 10 yıldır. Sorumluluk iş sözleşmesine aykırılığa dayandığı için Türk Borçlar Kanunundaki genel on yıllık zamanaşımı uygulanır[6]. Asıl tartışma sürenin hangi tarihte başladığıdır.

İş kazasında süreler: 3 iş günü SGK bildirimi, hastanenin 10 günlük bildirimi, 10 yıllık zamanaşımı

Tazminat davası için arabulucuya başvurmak şart değildir.

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sürekli iş göremezlik oranı kesin olarak belirlenmeden zararın öğrenilmiş sayılamayacağını kabul etti ve süreyi bu tarihten başlattı (E.2023/14030, K.2024/11815, 27.11.2024). Kararın gerekçesinde şu ifade yer alır.

Zararın öğrenilmesi, zarar verici olayın değil zararın varlığı, niteliği, unsurları ve kapsamının kesin olarak bilinmesi demektir.

Bazı Hukuk Genel Kurulu kararlarında ise oran hiç değişmemişse sürenin kaza tarihinden başladığı kabul edildi. En güvenli hesap, 10 yılı kaza tarihinden saymaktır. Kazaya karışan üçüncü kişiye karşı haksız fiil hükümleri uygulanır ve Türk Borçlar Kanununun 72. maddesindeki süreler gündeme gelir.

Kazadan sonra izlenmesi gereken süreler bu tabloda bir arada görülür.

Konu Süre Dayanak
İşverenin kolluğa bildirimi Derhal 5510 m.13
İşverenin SGK’ya iş kazası bildirimi Kazadan sonraki 3 iş günü 5510 m.13, 6331 m.14
Kaza işverenin kontrolü dışında olduysa Öğrenmeden itibaren 3 iş günü 5510 m.13
Hastanenin SGK’ya bildirimi En geç 10 gün 6331 m.14
Meslek hastalığının işverence bildirimi Öğrenmeden itibaren 3 iş günü 5510 m.14
İşverene karşı tazminat davası 10 yıl TBK m.146
Kaza sonrası fesihte işe iade için arabulucuya başvuru Fesih bildiriminin tebliğinden itibaren 1 ay 7036 m.3, İş K. m.20
Tazminat davası için arabuluculuk Şart değil 7036 m.3/3

İş Kazası ile İlgili Sıkça Sorulan Sorular

İş kazası ile ilgili sık sorulan soruları bu başlık altında cevapladık.

İş kazasında rapor parasını kim öder?

Geçici iş göremezlik ödeneğini SGK öder, işçinin prim günü sayısına bakılmaz. İşveren bu parayı ancak toplu iş sözleşmeli işyerinde veya kamu işvereniyse Kurum adına öder ve sonra SGK ile hesaplaşır.

Sigortasız çalışırken iş kazası geçiren işçinin hakları var mı?

Var. Sigortalılık işe başlanan gün başlar. İşe giriş bildirgesi verilmemiş işçinin ödenek ve gelirlerini SGK öder, yaptığı masrafları ve bağladığı gelirin peşin sermaye değerini işverene ödettirir.

İşveren adına başka şehre giderken geçirilen trafik kazası iş kazası mıdır?

Evet. Görevli olarak işyeri dışına gönderilen işçinin, asıl işini yapmadan geçirdiği zamanlarda yaşadığı kaza da kanunda iş kazası sayılır.

Parmak veya uzuv kaybında tazminat için sabit bir tarife var mı?

Yok. Tazminat işçinin yaşına, ücretine, maluliyet oranına ve kusur dağılımına göre her dosyada ayrıca hesaplanır. Aynı uzuv kaybı farklı işçilerde farklı tutarlar doğurur.

SGK gelir bağladıysa işverenden ayrıca tazminat istenebilir mi?

İstenebilir. SGK’nın karşılamadığı zarar işverenden talep edilir, hesaplanan tazminattan yalnızca SGK gelirinin rücuya tabi kısmı düşülür. Manevi tazminat bu indirimden etkilenmez.

Aynı işyerinde çalışmaya devam eden işçi tazminat davası açabilir mi?

Açabilir. Tazminat hakkı iş sözleşmesinin sona ermesine bağlı değildir. Dikkat edilmesi gereken tek sınır 10 yıllık zamanaşımıdır.

Kaynaklar

  1. 5510 sayılı Kanun m.13 ↩
  2. 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu m.14 ↩
  3. 5510 sayılı Kanun m.19 ↩
  4. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.54 ↩
  5. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3/3 ↩
  6. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.146 ↩

Comments are closed