İşçinin işyerinde verdiği zararlar maaşından doğrudan kesilemez. Türk Borçlar Kanunu m.407’ye göre işveren, işçiden olan alacağını ücret borcuyla ancak işçinin rızası varsa takas edebilir. Rıza yoksa kesinti yalnızca işçinin kasten verdiği ve yargı kararıyla sabit olan zarar için, ücretin haczedilebilir kısmı kadar yapılabilir.

Kırılan bir forklift, hasarlı bir servis aracı ya da kasadaki açık, işverenin zararını işçiden isteme hakkını ortadan kaldırmaz. Değişen şey yoldur. İşveren bu alacağı bordrodan kendiliğinden düşemez, işçinin onayını almak veya mahkemeye gitmek zorundadır.

Zararın Maaştan Doğrudan Kesilmesi Yasağı

Kanun ücreti özel olarak korur ve işverenin kendi alacağını maaştan mahsup etmesini sınırlar. Kural 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.407/2’de yer alır[1].

İşçinin işyerinde verdiği zararlar maaştan ne zaman kesilir: rıza, yargı kararı ve dörtte bir sınırı

Zarar bedeli maaştan ancak rıza veya yargı kararıyla kesilebilir.

“İşveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça takas edemez. Ancak, işçinin kasten sebebiyet verdiği yargı kararıyla sabit bir zarardan doğan alacaklar, ücretin haczedilebilir kısmı kadar takas edilebilir.” (TBK m.407/2)

Yargıtay bu kurala sıkı bağlıdır. 9. Hukuk Dairesi, işverenin kendi ihbar tazminatı alacağıyla takas yapıldığı kabul edilerek işçinin ödenmeyen ücret ve izin alacaklarının reddedilmesini hatalı bulmuştur (Yargıtay 9. HD, E.2015/16764, K.2017/18804, 22.11.2017).

Çıkışta Tazminattan Mahsup

Kural yalnızca aylık maaş için değil, işten çıkışta ödenecek tazminatlar için de geçerlidir. İşverenin “zararı kıdeminden düştüm” demesi, rıza ya da yargı kararı yoksa hukuken bir ödeme sayılmaz.

“…Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması uyarınca işveren, işçiden olan alacağı ile ücret borcunu işçinin rızası olmadıkça işçinin ücretinden ve tazminatından kesemez.” (Yargıtay 9. HD, E.2014/2121, K.2015/13350, 06.04.2015)

Bu 2015 tarihli kararın konusu olan dosyada işveren banka, işçinin ücretini, komisyonunu ve yol parasını ondan istediği ihbar tazminatına mahsup ettiğini savunmuştu. Daire, yargı kararı olmadan yapılan bu kesintinin yasal olmadığını belirterek alacakların reddini bozdu.

İşçinin Rızasıyla Yapılan Kesinti

İşçi kabul ederse işveren zarar bedelini maaştan düşebilir. Rızanın varlığını ispat yükü işverendedir, bu yüzden kesintinin hangi zarar için ve ne tutarda yapılacağını gösteren yazılı bir onay almak işverenin de yararınadır.

Onay verirken tutarın gerçek zararla uyumlu olup olmadığına bakmak gerekir. Fatura, servis raporu veya eksper hesabı görmeden imzalanan bir kesinti onayı, sonradan itiraz etmeyi zorlaştırır.

Kasten Verilen ve Yargı Kararıyla Sabit Zarar

Rıza yoksa kesinti için iki şart birlikte aranır. Zarar işçinin kastıyla doğmuş olmalı ve bu durum bir yargı kararıyla sabit olmalıdır.

Dikkatsizlikle, yani ihmalle verilen zararda bu yol kapalıdır. İşveren alacağını dava açarak ister, maaştan kendiliğinden düşemez.

Kesinti mümkün olsa bile bir üst sınır vardır. İşçinin aylık ücretinin dörtte birinden fazlası haczedilemez ve kanun takası bu haczedilebilir kısımla sınırlar[2].

İşçinin İşyerinde Verdiği Zararlardan Sorumluluğu

İşçi, işverene kusuruyla verdiği her türlü zarardan sorumludur. Sorumluluğun ölçüsü belirlenirken işin tehlikeli olup olmadığı, uzmanlık isteyip istemediği ve işçinin işverence bilinen yetenekleri dikkate alınır (TBK m.400).

İşçinin zarardan sorumluluğu: kesin zarar, kusur ve kusur oranı

İşçi kusuruyla verdiği kesin zarardan, kusuru oranında sorumludur.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ölçütü kısa ve net koymuştur.

“İşçinin verdiği zararın tazmini için ise öncelikle bir zarar meydana gelmeli ve uğranılan zarar işçinin kusurundan kaynaklanmalıdır. Yani işçi verdiği zarara kasıtlı bir hareketle sebep olmasa dahi en azından kusurunun bulunmasının gerektiği kuşkusuzdur.” (Yargıtay HGK, E.2017/3039, K.2019/934, 24.09.2019)

Makinenin kendi arızası, eğitim verilmeden ağır bir aracın teslim edilmesi veya başka birinin hatası işçinin sorumluluğunu azaltır ya da kaldırır. Uyuşmazlık çıktığında kusur oranı ile zararın tutarı bilirkişi incelemesiyle ayrı ayrı belirlenir.

Zararın Kesin ve Belgelenmiş Olması

Tahmini ya da henüz ortaya çıkmamış bir zarar işçiden istenemez. Yargıtay, işçinin verdiği zararın tazmini için zararın kesin olmasını ilk şart olarak sayar[3].

Hasarın tutarı fatura, servis raporu veya eksper değerlendirmesiyle somutlaşmalıdır. “Makine bozuldu, bedeli maaşından düşülecek” demek, tutarı ve işçinin kusurunu göstermediği sürece bir alacağı ispat etmez.

İpucu: Hasar olduğunda olay tutanağına kendi açıklamanızı yazın ve fotoğraf çekin. Arızayı önceden bildirdiğinizi gösteren mesajlar kusur tartışmasında işinize yarar.

Ücret Kesme Cezası ile Zarar Tazmini Arasındaki Fark

Ücret kesme cezası bir disiplin yaptırımıdır, zararın karşılığı değildir. İşveren bu cezayı yalnızca toplu sözleşmede veya iş sözleşmesinde gösterilen sebeplerle verebilir[4].

Ceza olarak yapılan kesinti bir ayda iki gündelikten fazla olamaz ve işçiye sebebiyle birlikte derhal bildirilir. Kesilen para işverene kalmaz, bir ay içinde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının belirlediği banka hesabına yatırılır.

Kırılan ekipmanın bedelini “ceza” adı altında bordrodan düşmek bu yüzden sorunu çözmez. Zarar takası için rıza ya da yargı kararı yine gerekir, kesinti iki gündeliği aşıyorsa ceza sınırı da çiğnenmiş olur.

Haksız Kesintide İşçinin Hakları

Rızası alınmadan zarar bedeli maaşından düşülen işçinin ücreti eksik ödenmiş sayılır. Ücretin kanuna veya sözleşmeye uygun ödenmemesi, işçiye sözleşmeyi haklı nedenle derhal feshetme hakkı verir (İş Kanunu m.24/II-e).

Haksız maaş kesintisine karşı işçinin izleyeceği yol

Haksız kesintiye karşı dört adımlı yol.

Haklı nedenle fesheden işçi, en az bir yıllık kıdemi varsa kıdem tazminatı ister. Yargıtay, fesih tarihinde hak edildiği halde ödenmemiş işçilik alacağı bulunan işçinin kıdem tazminatı talebinin reddini bozma sebebi saymıştır[5].

Çalışmaya devam etmek isteyen işçi ise kesilen tutarı alacak olarak geri isteyebilir. Hangi yol seçilirse seçilsin, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur.

  1. Kesintinin yer aldığı bordroyu ve maaşın yattığı hesabın dökümünü alın.
  2. Kesintiye rıza göstermediğinizi işverene yazılı olarak bildirin.
  3. İşyerinizin bulunduğu yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurun.
  4. Anlaşma olmazsa son tutanakla iş mahkemesinde dava açın.

Tazminatın hesabı ve şartları kıdem tazminatı nedir ve kıdem tazminatı ile ilgili sorunlar yazısında ayrıca anlatıldı.

Zarar Otuz Günlük Ücreti Aşarsa Haklı Fesih

İşçi kendi isteği veya savsaması yüzünden işyerindeki makineyi, tesisatı ya da eşyayı otuz günlük ücretiyle ödeyemeyecek derecede hasara uğratırsa, işveren sözleşmeyi bildirimsiz feshedebilir[6]. Bu bende dayanan haklı fesihte işçi kıdem ve ihbar tazminatı alamaz.

Otuz günlük ücret ve kusur oranıyla zarar hesap örneği

Kusur oranı otuz günlük ücret sınırını belirler.

Otuz Günlük Ücretin Hesaplanması

Yargıtay’a göre karşılaştırmada brüt ücret esas alınır ve aylık ücret yerine günlük ücretin otuz katı hesaplanır. İkramiye, prim ve fazla çalışma ücreti bu tutara katılmaz.

“İşçinin kusursuz olduğunun ortaya çıkması durumunda, işverenin haklı fesih imkânı olmadığı gibi işçinin kusuru belli bir yüzde ya da belli bir oran olarak saptanmışsa; zararın miktarının bu kusur nispetinde azaltıldıktan sonra otuz günlük ücreti aşıp aşmadığına bakılmalıdır.” (Yargıtay 9. HD, E.2010/2638, K.2012/9445, 21.03.2012)

Ücretin sabit kısmı yanında işe göre ödenen bir ek kısım varsa gerçek ücret ikisinin toplamıdır. Kararlarda verilen örnek, asgari ücret ve sefer primiyle çalışan uluslararası tır şoförüdür.

Kusur Oranıyla Hesap Örneği

İzmir’de bir lojistik deposunda forklift operatörü olarak çalışan işçinin aylık brüt ücreti 39.000 TL olsun. Günlük brüt ücreti 1.300 TL, otuz günlük ücreti de 39.000 TL eder.

Operatörün çarptığı raf sisteminde 90.000 TL zarar oluştuğunu ve bilirkişinin işçiye yüzde 40 kusur verdiğini düşünelim. Kusura düşen zarar 36.000 TL’dir ve otuz günlük ücretin altında kaldığı için bu bende dayanan fesih haklı sayılmaz.

Aynı olayda işçinin kusuru yüzde 50 bulunursa kusura düşen tutar 45.000 TL olur. Bu kez otuz günlük ücret aşıldığından işverenin bildirimsiz fesih hakkı doğar.

Altı İşgünü ve Bir Yıllık Fesih Süreleri

İşveren bu fesih hakkını olayı öğrendiği günden başlayarak altı işgünü içinde ve her halde fiilden itibaren bir yıl içinde kullanmalıdır (İş Kanunu m.26). Zarar tutarının belirlenmesi zaman alıyorsa altı işgünlük süre, tutar belirlenip feshe yetkili makama bildirildiğinde başlar.

İşçinin zararı hemen ödemesi ya da ödeyeceğini söylemesi işverenin fesih hakkını kaldırmaz. İşverenin zarar bedelini işçiden hiç istememiş olması da sonucu değiştirmez.

Uyarı: Zarar bedelini ödemeyi kabul etmek, otuz günlük ücreti aşan bir hasarda işten çıkarılmayı engellemez.

İşverenin Zarar Davası ve Takas Savunması

Rıza alamayan işveren zararını alacak davasıyla ister. İş ilişkisinden doğan bu uyuşmazlıklarda görevli mahkeme iş mahkemesidir ve işveren alacakları için de önce arabulucuya başvurmak gerekir[7].

İşçi alacak davası açtığında işveren zarar iddiasını aynı davada takas savunması olarak ileri sürebilir. İzmir 5. İş Mahkemesinden gelen bir dosyada, kasada 21.000 TL açık çıktığını savunan işverenin takas talebi yerel mahkemece incelenmemişti.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, süresinde verilen cevap dilekçesindeki takas savunmasının dikkate alınması gerektiğine karar verdi. Mahkemeden kasa açığının olup olmadığını, tutarını ve işçinin sorumluluğunu şirket kayıtları üzerinden bilirkişiyle araştırması istendi (Yargıtay HGK, E.2019/267, K.2021/1463, 18.11.2021).

Bilgi: Bu karar işverene maaştan kesinti yetkisi vermez. Zararın varlığı ve miktarı mahkemede ispatlanmadıkça işçinin alacağından düşülemez.

Müşteriye Verilen Zarar ve İşverenin Rücu Hakkı

İşçinin hatası bazen işyerinin malına değil, bir müşteriye zarar verir. Bu durumda müşteri tazminatı genellikle işverenden alır, işveren de ödediği tutarın işçinin kusuruna düşen kısmını işçiye rücu edebilir.

Yargıtay’ın incelediği bir dosyada eczanede çalışan kalfa, hasta yakınına glikoz yerine başka bir madde vermişti. Daire, işverenin üçüncü kişiye ödediği tazminatı işçinin kusur oranı, kıdemi ve mesleki deneyimi gözetilerek uygun oranda geri isteyebileceğini belirtti.

Eczane kararında işverenin zarar davasının on yıllık zamanaşımına tabi olduğu da vurgulandı. Olay eski Borçlar Kanunu döneminde geçtiği için Daire m.125’e dayandı, bugün aynı süre TBK m.146’da düzenlidir.

İşe girişte imzalatılan senetler de aynı mantıkla değerlendirilir. Zarar güvencesi olarak alınan bir senedin hangi şartla kullanılabileceği işverenin işçiden aldığı teminat senedinin geçerliliği yazısında açıklandı.

İşçinin İşyerinde Verdiği Zararlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İşçinin işyerinde verdiği zararlar ile ilgili sorularınızı bu başlık altında cevapladık.

İşveren kırdığım malzemenin parasını maaşımdan kesebilir mi?

Onayınız yoksa kesemez. Rıza olmadan kesinti yalnızca kasten verilen ve mahkeme kararıyla kesinleşen zarar için, maaşın haczedilebilir kısmı kadar mümkündür.

Maaşımın en fazla ne kadarı kesilebilir?

Aylık ücretin dörtte birinden fazlası haczedilemez. Nafaka borçları bu sınırın dışında kalır.

Zararı ödersem işten çıkarılmam engellenir mi?

Kusurunuza düşen zarar otuz günlük brüt ücretinizi aşıyorsa hayır. Yargıtay’a göre zararın ödenmesi işverenin bildirimsiz fesih hakkını ortadan kaldırmaz.

İşverenin zarar talebi için bir süre sınırı var mı?

Var. Yargıtay, işçinin iş sözleşmesine aykırı davranışla verdiği zarar için işverenin açacağı davayı on yıllık zamanaşımına bağlı tutar. Bugün bu genel süre TBK m.146’da yer alır.

İşçinin verdiği zararın tazmininde görevli mahkeme hangisidir?

İş ilişkisinden doğduğu için iş mahkemesi görevlidir. Dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması zorunludur.

Ücret kesme cezası ile zarar kesintisi aynı şey mi?

Hayır. Ceza disiplin amaçlıdır, ayda iki gündeliği geçemez ve Bakanlık hesabına yatırılır. Zarar kesintisi ise işçinin rızasına veya yargı kararına bağlıdır.

Kaynaklar

  1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.407 ↩
  2. 4857 sayılı İş Kanunu m.35 ↩
  3. Yargıtay 22. HD, E.2016/31994, K.2016/26706, 12.12.2016 ↩
  4. 4857 sayılı İş Kanunu m.38 ↩
  5. Yargıtay 9. HD, E.2017/16654, K.2020/10741, 06.10.2020 ↩
  6. 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-ı ↩
  7. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m.3 ve m.5 ↩

Comments are closed